yılmaz odabaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yılmaz odabaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Eylül 2010 Salı

kitap - yılmaz odabaşı - sakla yamalarını kalbim

ne gül
ne yarın!

gül,
küle karılmış günlerin tortusunda
yarın,
vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda

sakla yamalarını kalbim...

insanlar büyüdükçe günler kısalırlar
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar

sakla yamalarını kalbim...

kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla
yürü, arkana bakma, ama umursa


b a z e n  a n ı l a r a  e n  ç o k  y a k ı ş a n  e l b i s e
b i r k a ç  d a m l a  g ö z y a ş ı d ı r  u n u t m a...


bu kitapla ve yılmaz odabaşıyla tanışmam ilginç ve tamamen tesadüf oldu, acil bir işi halletmek için koştururken ALKIM kitap evinin önünde buldum kendimi, kapının önüne kitap yığınları yapmışlar, kendi yayınları olan kitaplar 1 lira, şaka gibi. ben işi gücü unutup daldım içeri, bir kucak kitap aldım aceleyle, birisi bu, incecik bir şiir kitabı.

epey arşivde durdu öyle, hiç şiir okuyasım yok, ta ki kitapsız kaldığım bir güne kadar, sıkkındım, umutsuzdum, yaralanmıştım, tam da kitabıdır dedim, okumaya bir başladım....

tam benim kafadan şair, ben nasıl yazmak istiyorsam o öyle yazmış.

şimdi ne zaman fırsat bulsam diğer kitaplardan, bir kaç gün kitap almam bunu yeniden okurum, her okuduğumda isyanıma  pasta cila çeker parlatırım. 

1 Eylül 2010 Çarşamba

şiir - defolu çıkan hayat ve iyi yürekli çocuklar -yılmaz odabaşı

uzun boylu ağrılara atıldım                                   
sokaklarda
hırçın rüzgârlara katıldım
iyi yürekli çocuklar sessizce
büyümekte
“dünyanın şavkı kendine,
efkârı bize mi?” demekte;
kimileri taburlara, koğuşlara gitmekte
kimileri sidikli döşeklerde upuzun uykulara
düşmekteydiler
uzaklarda yaşlı çam ağaçları sessizce çürümekteydiler...

iyi yürekli çocuklar
günlerin rahmine yaslarken düşlerini
bazen apansız ölmekte
ölmekteydiler...

ama şalvarları gül desenli döne’ler
yeniden dillenip döllenmekte
doğrulup yeniden dillenmekte
ve sokakların, a(damların), kedilerin üstünden 
rüzgârlar esmekteydiler...
(gecede bir fahişenin koynunda uzun donlu, nizipli bir tüccar üşümekte; kaçak elektrik kullanılan evlerde sümüklü oğlanlar “püsküvit”(!) istemekte ve sımsıcak somunları kavrayan yaslı eller, balta girmemiş hayatın ortasından korkak ve küstah bir tevazuyla yürümekteydiler... iyi yürekli çocuklar düzineler halinde feleğe küfrederek geçmekteydiler; sonra gecede mart kedileri, ay ışığı ve iniltiler... hep aynı nakaratta köhne bir hayat...)
sonra bildik törenler, kanıksanmış itaatler
ve her aşkın künyesine bir gün
dökülen küller...

sonrası pazaryerleri: patates, pırasa vs.
taksitler ödenip senetler alınacak bu ay da
bu ay da sürüm sürüm
turplara sıkılan limon damlaları gibi duraklarda

defolu çıkmış hayat
kimin umurunda!

II
kimin umurunda
yeni donlar giyen eski kadınlar
ve bilumum “öteki”ler
dolup boşalan kültablaları
bozuk sifonlar
şerefsiz adisyonlar
ve yamalı bohçalar gibi uzayan yollar

kimin umurunda
buharlaşmış oğullarını arayan anaların acısı
ve yaşlı bir kemancının eskimiş papyonundaki keder...

/sürerken ıssızlığın ödül töreni
sen topla dur topla dur dağılan sevinçleri.../

III
“-vay anasını bu maçı da alamadık abiler
ipne hakemler bizi yine mağlup ettiler!”

iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte
en pahalı düşleri dolara endeksleyip
en ucuz pazarlara sürmekteydiler
sonrası aşkın
ve şarabın şanına düşen gölgeler...

gölgeler
kimin umurunda?
yoruldu yorgunluk da
aşk bir yana, düş bir yana!

paranın sultası düştükçe
düştükçe aşka, ışığa ve şarkıya
her şey hızla ayrışmakta
üstelik gün ortası, ışıkta!

her şey pazar
ve karmaşa...
/sürerken ıssızlığın ödül töreni
sen topla dur topla dur kirletilmiş düşleri.../
IV
iyi yürekli çocuklar sessizce
o aşınmış saçaklarda, yollarda
ısrarla yanlış atlara binip
ısrarla düşmekteydiler...

-yok yoluna geçti geçen günler
..k yoluna kaldı kalan günler geride
bu yüzden aşk dediğiniz nedir ki be abiler?
camları buğulu bir genelev odasında
vizite fiyatına...

solarken
gecekonduların dar pencerelerinde bal gözlü kızlar...

V
sürerdi
yine sürerdi mırıltılar ve homurtularla hayat 
“bu maçı da alamazken abiler”
iyi yürekli çocuklar sessizce büyümekte
büyüdükçe kirlenmekte
kirlendikçe ölmekte
öldükçe bilmekte
bildikçe acımakta
acıdıkça görmekteydiler
ki her fırtınadan ve anıdan geride
herkes figüran
yaşamın sahnesinde...

sahnesinde
yaşamın
kentlerin kaldırımlarında upuzun dilenciler
minibüslerde demlenmiş ter ve çürük sperm kokusu
sahnesinde
aşklarla rus ruleti
ve tel kaçıran çorapların kederi...

sahnesinde
brüt bir yaşam
net bir ölüm

(bırak rezil gündüzleri
geceye yaslan gülüm!)

VI
iyi yürekli çocuklar o mahallelerden
düzineler halinde geçmekteydiler...
uzak ormanlarda yalnız meşeler sessizce büyümekteydiler

-işte bu vuruşlar sürdükçe
maç mı alınır ulan sayın abiler
ipne hakemler bu sezon da bizi mağlup ettiler!

aşkta
düşte
işte
birer
birer
inerken
beyaz
bayrakları

/bizim çocuklar,
bütün maçlarda yenildiler.../


bunun üzerine bir şey söyleyemedim kusura bakmayın, alıntı yapmaktan nefret ediyorum ama farz edin şiiri ben yazdım...

30 Mayıs 2010 Pazar

NOTALARI KURŞUNLANMIŞ BİR ŞARKIDIR YALNIZLIK



“Le Bruyere, bir yerlerde, ‘yalnız olmamak gibi büyük bir mutsuzluk!’ der. Kendi kendilerine katlanamamaktan korkarak kalabalıkta kendilerini unutmaya koşanları uyandırmak ister sanki.Bir başka bilge, yanılmıyorsam Pascal da,‘neredeyse bütün dertler odamızda kalmayı bilmememizden geliyor başımıza’ der; böylece, içekapanış hücresinde, mutluluğu devinmede, bir de yüzyılımızın deyimiyle kardeşcil diye adlandırılabileceğimiz bir fuhuşta arayanları getirir usumuza.” - Baudelaire

Yalnızlığın Atlası



Hayat, çarpar ya ağırlığını camlarına evlerin, ışıklara aldanmayın, evler de yalnızlıktır, evler de...Siz çekersiniz gece büyür, gece çeker de bazen siz küçülürsünüz; geceler yalnızlıktır...

Yalnızlığın tablosunu çizer ufukta biri, atlasını yalnızlığın uzak sularda bir gemici; birileri sınırlar koyar, haritalar basar biri… Oysa harita basan bütün matbaalar suçlu, bütün silgiler yalancıdır.Haritalar yalnızlıktır...

Kaç bin ışık yıl uzağız belki de en uygar gezegeneAy tutulursa ay orda bir yalnızlıktır.

Yalnızlıktır emzirdiğimiz göz göre göre...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...